Follow by Email

23 Nisan 2015 Perşembe

Aşk'la...

Hani bazen avucunuzun içi kaşınır kaşınır...Parmaklarınızla hayali şeyler yaparsınız farkında olmadan...Sonra elinize bir şey geçer başlarsınız onunla oynamaya...Ne olacağına dair bir fikriniz yoktur.Hayata geçmek isteyeninse ne olmak istediğine dair bir fikri vardır. İşte böyle oldu...Bir süredir elimle bir şey yapmalıyım diyordum...Zihnim yorgundu çok..Elim işlerse sanki karışıklık düzene girecekti...Bir gün Şule'ye aile dizimi çalışması için bebek aramaya düştük Kemeraltı yollarına.Bulduk bir set...Şöyle olsaydı derken "Ya yapılabilir birşey bu aslında" dediğimde Şule "Neden yapmıyorsun?" sorusuyla bir kapı açıverdi bana. Uzun süredir kaşınıp duran avuçlarım, parmaklarım sanki birden nereye akacağını bulan su gibi çağıldadı...İçimde bir neşe o dükkan senin bu dükkan benim içim kımıl kımıl malzeme alıp eve geldiğimde gece yarısı "Hatçe" doğuverdi ellerime...Yüzümde bir gülümseme...Gözümün önünde tutuyorum şimdilerde "Hatçe"yi içim bunaldığında beni gülümsetiyor her seferinde... Neşe veriyor bana...

O günden bu yana bebekler saat, zaman kavramını unutturdu bana... Kardeşimden, annemden, Gülser'den artık kumaşlar, yünler geliverdi zenginleşti malzeme...Annemle kardeşimden gelen her parçada bir geçmiş zaman hikayesi gizli...

Boyları 10 cm.ile 3 cm. arasında değişiyor. İstesem de aynından bir tane daha olmuyor, her biri kendi bakışıyla, gülüşüyle,duruşuyla geliveriyorlar. Ayakta durabilmeleri için denemeler yapıyorum her geçen gün daha iyiye doğru gidiyor. Daha kolay yolları vardır eminim ama ben böylesini seçtim...Hayat gibiler neyin yanlış olduğunu denemeden bilmiyorsun. Aynı hatayı yapmadan yeni şeyler deneyerek öğreniyorum...Her öğrenme iyi hissettiriyor... İçimden masallar akıyor yoğunlaşmış çalışırken...Bir bakıyorum o masalın içinden biri çıkıp geliveriyor elimden...


Kitap ayraçları da böyle çıkıverdi...Önce Judith için bir Kırmızı Başlıklı Kız geliverdi...Başkaları da geliveriyorlar arada... Ne zaman geleceklerini haber vermiyorlar...Zamanı geldiğinde elimden  bir kapı açıp giriveriyorlar içeri...
Başka evlere, ellere doğru da yolculuğa çıkıyorlar sonra. Kendi hikayelerini bulmaya,başkalarının hikayelerinde bir rol oynamaya...

Elimden teller, şöniller, kil, kumaş akıp gidiyor bugünlerde... Elim yetişemiyor çağıldayarak akanlara...
İçim bir şeye akıyor, ne doğuracak ben de bilmiyorum...
Bir yolculuk gibi...
Yolda olmak güzel...

9 yorum:

  1. Bayıldım Sevgiciğim nasıl akıcı bir dil, nasıl insanın içine akan sözcükler. Osman EKER arkadaşının önerisine ayrıca bayıldım. Kendi öyküleri olan bebekler fikri çok hoş her halükarda kutluyorum yürekten. Öpüyorum. Çok duygulandım

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Ne güzel yazmışsınız, bayıldım.

    YanıtlaSil
  4. Belki bir gün Çakıl da geliverir diye bekleyeceğim :) Ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Kimbilir hav hav diye çıkıp geliverir belki...Teşekkür ederim...

      Sil
  5. Çok etkileyici; bebekler de, dil de... "Sevgi" var ya işin içinde,ondan galiba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Gülsün Hanım..:)) Bakan gözler de güzel :) Sevgi'ler...

      Sil